08.07.2009

PADAWAN (TWO)

Konseyin sekreteri,aynı zamanda Padme'nin ikizinin sevgilisi olan Edi Pak Bairaam bilgisayarının başındaydı.Ben de yanında türk kahvesi-sigara ikilisini götürüyordum.Canım sıkılıyordu.Edi'nin bilgisayara şöyle bi göz ucuyla baktım.Padawan oluşumun şerefine düzenlenen partide çekildiğimiz yüzlerce fotoğrafın içinden seçtiklerini facebooktaki Jedi fan sayfasına yüklüyordu.Sevgilisiyle olan bir fotoğrafını 'Bebishim ve Bennn:)))' şeklinde adlandırması beni 'iyi ki senin öğrencim değilim lan' düşüncesine itti.Yarım ağızla 'Beni de tegle usta!Eşe dosta havam olsun,bakarsın karı kız düşer' diterek sekreterlikten ayrılıp Master'ım Obi Bali Smail'in yanına seyirttim.

Obi Bali,kendine has kekremsi bir kokuya sahip odada kalıyordu.Odasına girdiğimde bir makineyle uğraşmaktaydı.'Merhaba usta yardım lazım mı?' diye sordum.Dübel istedi,çimento istedi,ingiliz anahtarı istedi.İstedi de istedi.Ne yaptığı hakkında da hiç bir şey söylemiyordu.Padawanlıktan çıraklık seviyesine düştüğüm hissiyatına kapılmıştım.Bu hissiyata kapılmama sarışın ustam Obi Bali'nin çömeldiği için açılan kıç çatalında gözüken kara göt kıllarının neden olduğu apaçıktı. 'Ustam!yengeye söyle bir tamirciye versin.Olmayacak,yapamayacağız biz bu süpürgeyi' dedim. 'Süpürge değil o.R2D2!Üstün bir robot türü.' dedi. 'Asimo gibi he mi?' diye sordum.Ondan daha akıllı,gubirik cibirik sesler çıkaran,çok daha üstün bir robot olduğunu anlattı bana.

Robot lafını duyar duymaz cebimden i-pod'umu çıkardım,açtım müziği,fulledim sesi,koydum kulaklıkları avucumun içine müziğin odaya yayılmasını sağladım. 'Çalıştır usta şu robotu iki tur. Az robot dans yapalım ,şu içinde olduğumuz kasvetli günleri biraz olsun unutalım' dedim. Sağ olsun kabul etti ustam.Ama 'Asıl robot dansı c3po yapar oğlum.İkisini de çalıştıralım bali.' diyerek çalışma masasının yanında duran örtülü cisme doğru yürüdü.O sırada ben " 'Bari' mi dedi yoksa 'Bali' mi dedi lan?" düşüncesine dalmıştım.Ustam örtüyü kaldırdı.Örtünün altından tam kro işi,altın sarısı bir robot çıktı. R2D2'dan daha bir robot duruyordu bu arkadaş ama.Obi Bali her iki robotun da 'On' tuşlarına bastı ve başladık birbirinden kıvak robot dans figürlerimizi sergilemeye.Dübidübi düp dup dibi dup diye oynadık.

Bu eğlencenin bize yetmediğini düşünen master'ım Issız Adam filminden sonra 'belki ekmeğini yerim lan' düşüncesiyle almış olduğu gramofona içinde Imperial March'ın da olduğu karışık plağı taktı.Karışık kaset yaptırıldığını biliyordum lakin karışık plağı ilk defa duymuştum.Herneyse ...

Imperial March eşliğinde 2 robot ve ustam kafa salladılar.Bense ellerimi horon pozisyonunda havaya kaldırıp alışık olduğum üzere kartal pençesi yaptım.Imperial March'ın ardından Tarkan'dan Dön bebeğim başladı.Kro işi robot meğersem duygu sahibiymiş.Oturdu ağladı koskoca metal yığını.Bir şişe yağ içti kederinden,kafası kıyak oldu.Bu şarkı bitince Haluk Levent başladı.Haluk Levent ile headbang'i ayrı ayrı düşünemediğimizden gayet slow bir şarkı olmasına rağmen Akdeniz Akşamları'nda kafa salladık,dil çıkardık,rakınrol forevır hareketi yaptıkSonra yorulduk ve müziği kapadık.

----------------------------------------------------------------------------------------------

Padawan akademisinde ilk haftamdı.Deli gibi lightsaber kullanmak istememe rağmen henğz sadece etrafı tanıyor,güzel insanlık dersi alıyordum.Lakin etrafımdaki büyüklerimin konuşmalarından anladığım kadarıyla da ufukta bir savaş bizi bekliyordu.Bu durum ben ve benim gibi padawanlara hissettirilmemeye çalışılıyordu.Kendimi tutamadım ve götte durmaz zırt osuruk edasıyla Master Yoda'nın huzuruna çıktım.Her ne kadar bana söylenmese de bir savaşın bizi beklediğinden haberim olduğunu belirttim.Yoda: "Dedi bize 'Don't make me destroy you!'Olacak bir savaş kaçınılmaz fakat bilmiyoruz biz ki zamanı ne zaman?" dedi. 

"Yoda hocam!Havlayan itoğluit ısırmaz korkmayın.O oradan ulusun dursun,dert etmeyin siz.Fakat bana dengeleri jedi'lar yönünde değiştirebilecek biri olduğumu söylemiştiniz.Şimdi savaş çıksa birşey yapamam ustam.Oturur düşmana güzel insanlığı öğretmeye kalkarım anca.Sizden ricam bana artık hızlandırılmış bir kurs başlatsanız  da bir an önce uçak binsem,kılıç kuşansam,yardım etsem sizlere." dedim.

Yoda beni haklı buldu.Yamrı yumru elleriyle Obi Bali Smail'e,bana hızlandırılmış kurs vermesini rica eden bir mektup yazdı ve ustama vermek üzere bana teslim etti.Elini öptüm ayrıldım huzurundan.

Artık beni bir hızlandırılmış kurs ve ne zaman başlayacağı belli olmayan bir galaksi savaşı bekliyordu.

                                                                                                                   2. BÖLÜMÜN SONU

01.07.2009

Behçet Kan Ağlıyor

'Karnım ağrıyor','Hastayım ben bugün' gibi kıvırma çabalarına başvurarak, delikanlı gibi 'Ben regl oldum abilerim ablalarım' diyemeyen kızlarımızla tartışma içine girdim.

Kızlarımız benim duymayı istediğim söylemlerin toplum içinde dile getirilmesinin hoş olmadığını savundular lakin benim anladığım kadarıyla bu bir kıvırma.Zira bu tartışma boyunca kızlarımızın ağzından asla 'REGL' kelimesi çıkmadı,bunun yerine 'adet','aybaşı' gibi eş anlamlı sözcükleri tercih ettiler.Şimdi benim koyduğum tanıya gelirsek bence Türk kızları 'regl' diyemiyor.Dilleri dönmüyor.Erkeklerin mastırbasyon,mastürbasyon,Mr.Bison demeyi becerip masturbasyona gelince dillerinin dönmemesi gibi bir durum.Utanılacak bir şey yok kızlar.Ayna karşısında ağzınıza naftalin koyarak 'Regl' deme pratiği yapınız.Olacak.

Tüm kızlarımızı o dönmeyen dillerinden öperim

26.06.2009

İşi Billie Jean İşe Gitmiy Jean


Alışık değilim böyle birşeye sanırım.Her ölüm haberi kuşkusuz üzer insanı ama bir efsanenin ölüm haberiyle ilk defa karşılaşıyorum.Bir Kurt Cobain,bir Freddie Mercury ölümünü hatırlamıyorum haliyle.Layne Staley öldüğünde de grunge dan bihaberdim henüz,yoksa travmalardan travma beğenirdim kendime.

Şimdi anladım o duyguyu.Hayatımdaki en büyük darbe Pascal Nouma'nın Beşiktaşkımdan gönderilmesiydi.Şimdi şükrediyorum Pascal yaşıyor lan hala.

Şu konserleri bitirip de göçeydin be hacı diyorum içimden,herşeye rağmen R.I.P Michael

19.06.2009

Sikerim böyle aşkın ızdırabını


Üç canlı oturuyordu masada. Faruk, Gül ve gül. İkisi can çekişiyordu: Faruk ve gül. Masanın diğer sakini Gül'ün ise keyfi tıkırındaydı. En istediği şeyi gerçekleştirmiş, erkek arkadaşına çiçek aldırmayı başarmıştı. "Gül'ün ellerinde madem gül, sen niye can çekişiyorsun a be nazgul?" demeyin Faruk'a. Erkek okuyucularımız bilir ki çiçek veren ve çiçek verilen yan yana durdukları müddetçe çiçeğin kimin elinde olduğunun bir ehemmiyeti yoktur.

Çiçek, her ne kadar çiçek verilenin ellerinde boy gösterse de herkes bilir ki aslında yanındaki denyo tarafından -ki bu oğlan tarafı olmaktadır-hemcinsi miyyonlarca erkeği zor duruma düşürerek alınmış-verilmiştir.

Bu farz-ı misal Faruk arkadaşımız cidden kız arkadaşını seviyor olabilir, seksi seviyor olabilir, veren el alan elden üstündür atasözünü seviyor olabilir ya da bunlardan tamamen bağımsız olarak kendine has bir denyo olduğundan farklı şeyler denyor olabilir.

 --------------------------------------------------------------------------------------------- 

Öyle ya da böyle biz erkeklerin bir çiçek sorunsalı mevcut efem . Hanım kızlarımız bir şekilde ömürlerinin bir döneminde bizden kendilerine çiçek almamızı talep ediyorlar. Ben etmedim, etmiyorum deme ablacığım sen de ileride edeceksin bilmiyor muyuz sanki? Eminim hiç olmadı iki laf arasında mezarıma şu çiçeklerle gel diyip mih mih mih diye ağlarsınız.

Bugüne kadar camının önünde, balkonunda saksıda çiçek yetiştiren kız arkadaşım olmadı. Şimdi yanlış bilgi de vermeyeyim ilkokulda bir kız arkadaşımın çim adamı vardı. El becerisi(sanırım dersin adı buydu, skimtrak bi dersti zaten koyun götüne) dersinde beraber yapmıştık ve her kendini çılgın fikirli ve komik sanan insan gibi adını ‘Recai’ koymuştuk, çok da gülmüştük. Konumuz bu değildi, sapıyoruz. Efenim kız arkadaşlarımızın bu çiçek sevişlerini bir ölü sevicilikten ayırt edemiyorum maalesef. Tutup kolundan gülün membaı olan güzide ilimiz Isparta'ya götürsen,'Al dalından kokla beybi!' desen burun kıvırırlar ama ser önüne 10 tane gülün lime lime olmuş yaprağını seninle sevişecek delik ararlar. Gülün fidesi değil dalından kopmuş hali mühimdir kızın gözünde.

Ek olarak sadece çiçeğin ölü olması yahut can çekişir vaziyette olması da yeterli olmamaktadır. O çiçek mutlaka sizin ellerinizde bir süre taşınmış olmak zorundadır. Kadınlar, ceplerine para sıkıştırıp 'Git istediğini al balım. Fiyattan korkma sakın! Hangisini seviyorsan…' diyen erkeklere gözyaşlarıyla sert cevaplar verirler. "Çiçeğin alınış, veriliş aşamaları arasında 'mutlaka erkek o çiçeği taşıyacak aga' " adlı kuralı uygulamadığınız takdirde dünyanın tüm çiçeklerini öldürüp verin kız arkadaşınıza ama işleminiz asla onaylanmayacaktır.

Biz erkekler arasında bu tip ‘olmazsa vermem’ diye nitelendirebileceğimiz bir durum yok. Arada öpüşüp sevişelim, damsız girilmeyen yere girelim, ilerde bir gün olur da evlenirsek bekâra verilmeyen evde oturabilelim, bilumum lokantada bulunan ‘Aile salonumuz vardır’ tabelasından nasiplenelim diye kadınlarla beraber olmaktayız. Ve bu beraberlikte yukarıda saydığım nedenler dışında maddesel olarak herhangi bir şey beklememekteyiz. Tam bir anket çalışması içine giremedim ama 15–20 erkekle yaptığım konuşmalarda hepsinin çorba derdinde olduğu; çiçekmiş, maymunmuş, duvarmış vs en ufak bir şeyi (seks vazifesi hariç) kadınlardan beklemedikleri yargısına ulaştım.


E şimdi sevgili müridlerim!

Ben dahil çevremdeki hemen her erkeğin kadınlara çiçek alayım, vereyim, mutlu olayım, mutlu edeyim gibi düşünceler içinde olmadığı bu kadar açıkken; buna ek olarak benim gözlemlerime göre bu iş bir nezaket göstergesi olarak adlandırılmasa hiçbir erkeğin de bunu yapmayacağına da eminim. Hal böyleyken de acaba böyle bir çiçek verim olayını ‘Abi bu bitkiyi kız kısmısının eline tutuşturuyoruz nazikliğimizden yenmiyoruz’ şeklinde çevresine yayıp bir kadın ‘olmazsa olmaz’ı, bir işkence,bir beyefendilik göstergesi haline getiren puşt kim peki? Ben böyle bir kuralın hukukun nereden çıktığını araştırdım. Yıllar yılı havuçla beslenerek bakıp sapasağlam tuttuğum gözlerim 13 numara miyopa kaydı, astigmat aldı başını gitti velhasıl mukadderat herhangi bir kaynakta sevdiceğine ilk çiçeği veren orospu çocuğunun vesikalığını bulamadım, 'Adını bulsam kâfi, gerisini facebooktan devam ederim.' dedim. O da yok. Hangi arama motoruna ‘kadınlara çiçek verme ipneliğini başlatan orospu çocuğu’ diye yazsam karşıma ‘Çiçek aşısı ilk kez Lale devrinde yapıldı’ yazısı geldi. Boşverdim artık ben de.Kaderimizse çekeriz.

Bu yazının sonunda ellerimi göğe uzatıp: ‘Rabbim! Elimizde veya yanımızdaki kızın elinde çiçek var iken bizi bir tanıdıkla karşı karşıya getirme ne olursun.’ diyorum

Amin

edit:şimdi yukarıdaki fotoğraftaki organizasyonu yapan da var.E bunu yapanı o uslanmaz çükünden nerelere asalım?Düşünün.Uğruna bu organizasyon yapılan kız bu oğlanla %99 bir ilişkiye başlar,İlerde durum nolur?Belli değil,lakin ayrıldıkları takdirde kız bulacağı yeni sevgiliden böyle organizasyonlar istemez mi?Böyle böyle beklenti yükselse ne olur?Elde çiçek taşımaktan dahi tiksinen biz mantıklı bünyeler nice hallere düşer?Gül döktüm yollarına adlı konsepte alışmış bayan bir papatya demetiyle doyar mı bu kareyi gördükten sonra?

Efendi olalım.İleride alıcam ben sana çiçek diyerek dişi bedenleri oyalayalım.O vaat edilen vakit gelince de iş dönüşü aldığımız karnıbaharı tutuşturalım dişinin eline.'Al sana çiçek! 7.caddenin oradaki havuzun etrafında var bunlardan hep küçümseme' diyelim.Haydi bugünden itibaren dişilerin beklentilerini minimuma indirmeye başlayalım,onları oyalayıp bu çiçek verme adetinden kendimizi sıyıralım.

10.06.2009

Joy the Great

Korkuyu,yenilgiyi,ezikliği çıkar;şampiyonlukları topla,herkese imkansızlıkla çarp ve tüm bu destanı ölümle böl.

3 mart 1982 doğumlu bir adamım vardı.kendisi kafamda büyüttüğüm adamlar arasında en sevdiğimdi.Kendimi görürdüm onda.Hayatının detaylarına girmeyeceğim ama çok görkemli zaferlerin mimarı,süpersonik karakterde,dünya sikime minare götüme rahatlığında bir adamdı.yıl 2005.21 haziran.Hayatımda yolunda gitmeyen şeyleri bu adamcıktan bildim.Zira o dönem adamcığa 2 sene önce yaşattığım şeyler benim başıma gelmeye başlamıştı.Geleceğimi görmekten korkup,sinirlenip bir anlık gazla öldürdüm adamcığımı.Bok oldu koca destan sağlam kafayla iş yapmamaktan.

Hayal dünyamda yarattığım en sevdiğim adamdı dedim ya,işta ben geçen 4 yılda sürekli onu andım durdum yatağıma yattığımda,araba sürerken,yolda yürürken...Okula giderken durup ağaç yaprağı imzalamışlığım bile vardı ki çok korkmuştum sonradan bunu yaptığımı hatırladığımda.Neyse son 1 ay içindeyse o adama duyduğum özlem tavan yaptı  ve gidip Nba 2k9 adlı oyunu edindim.Ne alaka diyeceksiniz,adam basketbolcuydu.

Yarayı kaşır kabuğunu koparır gibi başladım oyunu oynamaya ve bir karakter yaptım.İntiharından önce Philadelphia ile sözleşme imzalayan bu adam yalnız 3 ay bu klüpte kalmış sonrasında basketbolu bıraktığını açıklamıştı.23 yaşındaydı.Yaptığım karakteri Philadelphia'dan Portland'a takas ettim şimdi oyunda.4,5 yıl önce kaldığı yerden devam ediyor Joy the Great.

Normal geliyor olabilir anlattığım şey, 'ne güzel,yeniden kavuşmuşsun adamına' diyebilirsiniz ama öyle olmuyor işte.Her ne kadar sınırları hayalgücümle sınırlı,yani sınırsız bir dünyada yaşasa da bu adam,sonuçta o dünyanın da bir mantıkla yürümesi gerekiyor ve ben bir aydır ne yapacağımı bilmeden,bir karar veremeden oyunu oynuyorum sürekli.

Adamı yeniden yaşatayım istiyorum deliler gibi ama bu hayata dönüşü kendime açıklayamıyorum kaldı ki o hayal dünyasının insanlarına nasıl açıklayayım.Çok büyük açmazdayım,oyunu silmek tek kaçış yolum olacak gibi.

Şimdi içeride eskiden olduğu gibi duvarlara birşeyler yazıyor adamcık.Yaklaşık bir saat kadar önce de burada,Amerika'da bir televizyon programına katıldı.Birazdan da odasına çağırdığı kadın gelir,onla vakit geçirir.Yarın Mavericks maçı var.Ama o da biliyor,ben de biliyorum ki bu durum yarın onu zerre etkilemeyecek.

-------------------------------------------------------------------------------------------------

Beynim çatlamak üzere işte bu sebepten.İnsanlardan mümkün mertebe soyutladım kendimi,zira birilerinin yanında bedenen bulunabiliyorum fakat aklım hep o ötedünyamda.Nasıl yapsam etsem de bu adamı ne yapacağıma karar versem,içim rahatlasa diye düşünüyorum hemen her an.İkiyüzlülüğe gerek yok diyerek hemen hemen kimseyi aramadım sormadım bir aydır sırf bu yüzden.Umarım birkaç gece içinde bir kaçış yolu bulabilirim,aksi takdirde iyice insanlardan kopacağım.

Mantıklı bir çözüm yolu bulabilmem dileğiyle.Azıcık dolu beynimi kustum,bir öykü veremedim sizlere kusura bakmayın.

 

01.06.2009

Bi hava değişikliği yapayım,BAKARIZ!

Çok sıkkın bir dönem olsa gerek.Herşeye "Olur" diyorum,herşeye "Bakarız"...

Çok istiyorum bir yerlere gitmek,bir yandan da hiç ayrılasım yok yattığım yataktan.Yattığım yerden tv de tenis seyrederken tek çabamı sırtımın altında kalan yer ısınınca biraz yana kayarken gösteriyorum.

Birçok insanı ihmal ettim.'Görüşelim abi yea mea!' diyen yavşaklardan oldum.'Tamam,aklımdasın arayacağım  seni bu hafta içinde' diyerek yalanlardan yalan seçiyorum kendime.

Boş olduğum zamanlar salakça ellerimi seyretmekten büyük haz aldığımı yazmıştım önceki yazılarımdan birinde.Bu aralarsa bu aktiviteme ek olarak;saçımda,alnımın sağ tarafının üstündeki bölümde çıkan beyaza ve bıyıklarımdaki yarı sarı-yarı siyah kıllara bakıyorum.

Öyle üşengecim ki yazı yazayım buraya istiyorum onu bile erteleyip duruyorum.Akşam yazarım,yarın bakarım la geçiyor günler.Hepinizden özür diliyorum,beklediğinize değecek bişeyler karalamıyorum şu anda.

Ama iyi geleceğini umarak ufak bir hava değişikliğine çıkıyorum 3-4 günlüğüne.İstanbul'a yolculuk.Döndüğümde elimde sizleri güldürecek güzel yazılar olacağını umuyorum.

Tekrar hepinizden özür dilerim..

18.05.2009

Aş Kendini Gel Pilava

Eşşoğleşşek,hıyar,göt vs yi bipleyen,sigarayı mozaikleyen rütük yetkilileri bu rezilliğe izin verdiniz madem bundan kelli benim'Şark Bülbülü'nden aldığım hazzı biplerle kesmeyin gayrı.

Not:Asuman hanım pilavını ben tv yi açmadan önce göstermiş sanırım,o nedenle asuman hanımın pilavının görüntülerini sizlerle paylaşamıyorum.affınıza sığındım

16.05.2009

Sex and the Pipi

              İlk denememdi. '24 saat açık da bana mı açık?' diyerek verdiği hizmeti küçümsediğim okul kütüphanemizde gecenin saat 2'sinde organik kimya çalışıyordum.Uzun zamandır masturbasyonu aksattığım için mi yoksa kütüphanenin havasından mı suyundan mıdır bilmem;kapıdan giren her dişi gözümde şapşahane sex objesi olarak gözüküyordu. 'Aman şunu şöyle yapsam' , 'Aman buna şöyle bir dalsam' diye diye sevişmiş kadar oldum.

             Kütüphaneyi şenlik sonrası okulda sabahlama maksatlı kullanan birkaç sarhoş kızı da gözüme kestirdim.Ama apaçi misali üzerimde kupa finaline özel olarak giydiğim Beşiktaş formasıyla dolaştığımdan pek şansım olduğunu düşünmüyordum.Aras'a nazire yaparcasına birkaç kıza bıyık burdum,oralı olmadılar.İşi şova döküp dudaklarımın üzerinden ağzıma dökülen bıyıkları merp merp diye kemirerek budadım,etkilenmediler.

            İyiki de etkilenmediler.Milyonlarca bilginin bulunduğu bu güzide eğitim yuvasında alelade sex peşindeydim.Aklıma kütüphanede bulunması olası dini kitapları getirdim,ereksiyonum saniyesinde söndü.Aslında var ya okuyucu!Şimdi edebiyata ya da yıldız amfiye gitsem şahane sarhoş kız yaparım.Ha dayak yeme ihtimalim var mı?Var,hem de çok var.Ama sex'e değer.Ferhat,kendisine bakma potansiyeli olan tek kız uğruna şahane dağ delmedi mi?Mecnun da aynı Ferhat'ın durumundayken çöllerde "ĞĞĞAAAAM!ĞĞĞĞĞĞĞĞAAAAAM!" diye diye delirmedi mi?Sex için bunca uğraşa giren büyüklerimin yanında ben bir kamyon sopa yemişim çok mu?

            Durun!Hemen birkaç paragraf içinde sex'e atıp tutarak sex'ten soğuyayım.Zira yaklaşık 7 saat sonra organik sınavı götüme girizleyecek.Aklımda sex'e dair ne varsa silip atayım ki derse döneyim:

             Ya arkadaş sex ne ya?İki kişi öpüşüyor başta.Bu iki kişi de 'Ulan hemen soyunmayayım.Belki partnerim sadece öpüşmek istiyordur sex düşünmüyordur.Sonra abaza durumuna düşmeyeyim.' düşüncesiyle saatlerce soyunamıyor.Sonra ne oluyorsa oluyor,eş zamanlı bir soyunuma gitmeyi başarıyor partnerler.Sonra böyle garip şekillerde debeleniyorlar - ki para versen o şekillerden hiçbirine girmez insanoğlu yek başına.Eee ne diyordum?Hah soyunma!Soyunmayı takiben etek traşını aksatan tarafın illa "Karanlıkta yapalım,utanıyoruuuum!" mızmızlanmaları.İki tarafında iyiden iyiye vücudun salgıladığı saçma sapan bir sıvı olan hormonlara yenik düşerek kızışmaları ve tabi ki final:Malabadi aftırşeyv

            Resmen rezillik.Ulan küfür niyetine aşağıladığın hayvan olan eşşeğin,ayının yaptığını ne yapıyorsun.Ey oğlan ne diye sikiyosun arkadaşını?Ey kız ne diye domalıyorsun oğlana?Ayı yapsa bunları,diskoveri çenılda izler ekkeke mokkaka gülersin.Sen yapınca ama süperimsi bi olaya imza atmış oluyorsun değil mi?Bir de tüm bu rezilliği ultra mega ok bir şey yapmışsın gibi sabah olur olmaz 'Dün gece ne güzeldi diiii mi? ;)' diye mesajlara taşıyorsun.Toptan mide bulandırıcı.

           Sevgili müridlerim,sayın okurlar.Yapmak için can attığınız aktiviteye fütursuzca ağza alınmayacak şeyler sallıyorum diye "Aaaa gay yazar!Çok cool!" , "Aaa aseksüel yazar,ne kadar entel mentel" demeyin.Arar bulurum sizi ve demin anlattığım onca aktiviteyi üzerinizde uygularım.Sabahleyin de benden gelen duygusal bir cep telefonu mesajıyla uyanırsınız "Dün gece ne siktim seni lan!" yazan.Yaparım bunu!

24.04.2009

Dikkat Dikkat!!

saat 3 civarında öndeki arabaya çarpmak suretiyle kaza yaptım.ağzım burnum yerinde çok şükür fakat arabanın ön tarafı artık yok.aksi gibi arabanın kaskosu tam 1 hafta önce bitmiş ve ben yenilemeyi bu haftasonuna ertelemiştim,4 milyar götüme kaçacak anlayacağınız.blog u okuyan herkese sesleniyorum:çeviri işleri yapmaya başlıyorum gün itibariyle.üst düzey ingilizcem var.etrafınızda çeviri vs işleri olanları mümkünse bana yönlendirin

(şaka falan değil,ciddiyim.)

17.04.2009

Pada(ONE)

                          Ey okur!Bu yeni projem olan bir öykü dizisinin ilk halkası,girizgahıdır.

-------------------------------------------------------------------------------------------------

              "Sen seçilmiş kişisin,kanındaki birşey çok yüksekmiş Yoda söyledi." dedi."Alkol?" dedim,"Yok lan midoklorian mıymış neymiş,Jedi olmanın bir numaralı kuralıymış" dedi.Ne ara benden kan aldı da test ettirdi diye düşünedurayım bir gün öncesinde Pes 2009 öncesi 'Kan alırım' diye bağırışları aklıma geldi.Yenilmemin ardından mecazi konuşmadığını bir tüp kan alarak ispatlamıştı.Şaşkınlığımı üzerimden atar atmaz sevince boğuldum. 'Usta sen bana o ışıklı kılıçtan ver,bir de adımı sizinki gibi klasımsı birşeylere çevir ben her türlü varım.'dedim. O kolaymış.Cebinden bir lightsaber çıkarıp verdi.Ne renk diye sordum,maviymiş,Abi grili siyahlı bişeyler yok mu dedim,yokmuş.Çaresiz kabul ettim lightsaberımı.Sonra bir kağıt kalem çıkarıp tutuşturdu elime.İmzala dedi,imzaladım okumadan.Ne olduğunu sordum kağıdı uzatırken.Önemsizmiş,kılıcı üzerime zimmetlediklerinin bir belgesiymiş.Kılıca birşey olursa benden bilirlermiş.Buna rağmen hemen bir koşu tuvalete gidip lightsaber ımın kabzasına forza beşiktaş yazdım,yetmedi bir de üç hilal kazıdım.Kabzası artık bana özeldi.Padawan sürecim bu şekilde başlamaktaydı.

                Beni konseye götüreceğini söyledi,orada da son kez Yoda'nın onayını aldıktan sonra beni bir Jedi'ın yanına öğrenci olarak vereceklerini belirtti.Yola koyulduk.Yürürken aklıma adını bilmediğim geldi,1 haftadır arsız gibi eteğimin dibinde dolanan adamın adını bilmiyorudum daha,sordum söyledi.Obi Van Kenobi'ymiş adı.Yol boyunca Jedi'lığı övdük Obi Van'la birbirimize.Dark Side'a kavgada ağza alınmayacak şeyler söyledik.Şakalar yaptık konseyle alakalı. 'Konsey monsey olay baya bir Kurtlar Vadisi'ne dönmüş  Obi Van abi,yoksa Yoda'nın lakabı da Baron mu tsısısı ısısısı' diye espri yaptım hatta.Güldü,gülüştük.

              Konsey odasına geldiğimde ilk önce büyük bir kapı karşıladı beni.3 parmağım havada şöyle bi sağdan sola attırdım elimi,açılmadı kapı.Daha gücü kullanmayı bilmiyormuşum,ondanmış.Öyle dedi Obi.Kapıya akreditasyon kartını okuttu tuffuf diye açıldı koca kapı,konsey odasına geçtik.Yoda'yı gördüm kapının tam karşısında oturan ekibin ortasında.Bi koşu yanına gittim,eline yapıştım.Öptürmemek için iki büklüm oldu ama öptüm yine de. "Ol berhudar" dedi.Diğer masterları da sağ elimi kalbimin üstüne koyup başımı eğerek 'Selamünaleyküm masterlarım' diye selamladım.Herkes 'Vealeykümselam' dedi bir tek Yoda 'Selamvealeyküm' dedi.

            Beni konsey salonunun tam ortasında bir yere,tam karşılarına oturttular.Söze Obi Van Kenobi başladı.Bir süredir beni izlediğini ve bende çok çok yoğun bir force hissettiğini anlattı konseye.Konsey de onu hmm hmm diye dinledi,Yoda da hmm hmm diye dinledi.Obi Van sözünü bitirince Yoda "Bu çocukta ben hissetmemek kötü birşey Anakin'de olduğu gibi." dedi."Bundan sonra sen Obi Bali Smail'in öğrencisi olmak,padawan olmak.Büyük Jedi olmak ilerde." diye devam etti ve "Adın da Qui Sar Gammaron" şeklinde sözlerini bitirdi.

            Yeni ismim hoşuma gitmişti,kılıç da iyiydi,yoda sözlerini bitirir bitirmez hemencecik saçlarım Padawan saçı da oluvermişti.Çok mutlu oldum,bu mutluluğumu bir keyif sigarasıyla şenlendireyim istedim.Pakedi cebimden çıkarıp konseye ve master'ıma uzattım.Kullanmıyormuş hiçbiri,Obi Bali 'Sadece puro içerim ki oğlum ben' diye karizma yapmaya çalıştı,etkilenmedim.Işın kılıcımı 'Voiiioonnnnn' diye çalıştırıp sigaramı yaktım.Master Windu 'Var mı aklına takılan birşey yavrum?' diye sordu. "Var" dedim,"Efendi Yoda az önce 'bu çocuğun içinde kötü birşey görmüyorum' dedi lakin bende az biraz şehvet var,porno morno izliyorum arada,sorun olmasın?" dedim.Sağ olsun Master Obi Bali Smail içimi rahatlattı : "Bak hep duyuyorsun adı geçiyor bizim bir Anakin vardı.Karıya kıza taktı,götü başı dağıttı.Sen rahat ol çek 31'ini dalgana bak"

           

              Biraz oturup muhabbet ettik,sonra Padme'nin ikizi salona büyükçe bir kutlama yaş pastası getirdi.Pastanın üzerindeki mumları üfler gibi yaparken,pastayı keser gibi yaparken fotoğraflar çekildim.Gazımı alamadım Yoda'yla ve diğer tüm konseyle facebook fotosu çekildik,myspace fotosu çekildik.Çocuklar gibi şendik.İlerleyen dakikalarda konsey kendi arasında force kullanarak pasta savaşı bile yaptı.Benim henüz force u kullanma konusunda bilgim olmadığından elimi kullanarak savaşa eşlik ettim.Artık bir padawandım.Qui Sar Gammaron'dum.

                                                                                                                        DEVAM EDECEK...